4 Nisan 2010 Pazar

zengin çocuğu


aynı espriyi her yıl en zengin 100 türk listesi yayımlandığında yapıyor, aynı karikatürü kullanıyorum. başarılıbiriş hayatı sonunda elde edilen varlık ve bolluğun mutlu edici yanlarının dışında sonraki kuşaklar açısından dikkat edilmesi gereken yönlerine dikkat çekmek gerektiğine inanıyorum.

aile şirketleri ve seminerlerim: diriliş:))

bu bloga ve aynı konuda hazırladığımzı broşüre verdiğimiz başlık altında, "aile kalmak şirket olmak", geçen hafta yapı kredi plaza'da düzenlenen bir konferanstan sonra bu blogu diriltmeye karar verdim.
orada karşılaştığım sorular, daha öncekiler gibi beni düşündürdü. özellikle bazılarının cevaplanmasının olanaksızlığının dinleyicilerin kafasındaki çıkmazları yansıttığını gördüm. aile işlerinde rasyonel yolların tıkanabileceğini kabul etmekle başlamak gerektiğine inanıyorum.
dinleyicilerden birisi, "ailenin bu eğilimlerinin kurumsallaşma ya da kurallar ile dizginlenip dizginlenmeyeceğini" sorduğunda, bir çok durumda, ailenin irrasyonel ve duyguya dayalı özelliklerinin bunu engelleyeceğini söyledim. pek olmaz, anlamına, daha sonra düşündüğümde, ailenin bir başka özelliğinin ise, diğerleri ile beraber olmak uğruna özveriler yapmak olduğu aklıma geldi. yürümeyecek işleri, akrabalık hatırına sürdürdüğümüzde, aile bağlarını gevşeen olaylar (ölüm, hastalık, boşanma gibi) olmadıkça, kurumsallaşmanın sınırlayıcı etkisi olmadan işler fena da gitmeyebiliyor. hatır gönül kırmamak, ayıp olmasın diye ağzımızı tutmak kurumsal yönetim ilkelerine gerek bırakmayabiliyor. ama bunun bir maliyeti var; en azından kişisel düzeyde...bir çok kişi kendi ideallerini gerçekleştirememesinin sıkıntısını, hayatını boşa geçirmişlik duygusunu bu maliyetin içinde görebiliyor. ama doğru, ama yanlış...
kurumsal yönetim ve getirdiği düzenlemeler, keyfiliği azaltarak, hep verdiğim örnekteki "pijamalı" aile rahatlığını bozsa da, bireylerin kimliklerini koruyucu bir etki yapıyor. yoksa, sitem, kızgınlık, haset adına ne derseniz, o duygular, özellikle işler kötülediğinde ya da bir biçimde aile içine bir ayrılık girdiğinde, ya da girmek üzereyken, ortaya dökülüveriyor.
sınır ya da kural sözcüklerinin çağrıştırdığı rahatsız edici anlamlardan hoşlanmayan birisi olarak, işleyişin bir düzeni olmasının büyük yararı olduğunu görmekteyim.
bloguma karşılaştığım bazı durumlar ve sorulara ilişkin görüşlerimle devam edebilmek istiyorum.

21 Eylül 2008 Pazar

aile karışıklıkları

aile şirketi demek, biraz da ailenin getirdiği ne kadar kafa karışıklığı var ise, o demektir. başkalarına reva görmediğimiz davranışları en yakınlarımıza yaptığımızda, pişmanlık ile kızgınlık arasında gider geliriz. başkalarında tahammül ettiğimiz zaaflar ya da antikalıklara kendi yakınlarımızda "sıfır hoşgörü" ile yaklaşmamız ne iştir? bunların anlamaya çalışmadan, ya da bizim ailemizde olmaz diyerek ilerlemenin neredeyse mümkün olmadığı kanaatindeyim.
anlamak mümkün müdür? bakalım, göreceğiz:))

27 Ağustos 2008 Çarşamba

TKYD Konferansları - Aile Kalmak Şirket Olmak

Dr. Yankı Yazgan'ın Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği için hazırladığı ''Aile Kalmak, Şirket Olmak'' başlıklı konferans sunumunu okumak için aşağıdaki linki tıklayınız.

17 Haziran 2008 Salı

Aile ve şirket sistemleri arasındaki fark nedir?

Aile neredeyse genlerimizle hareket ederek, “tabiatıyla” oluşturduğumuz bir sistemken, şirket, oluşturmak ve sürdürmek için yasalara, tüzüklere ve sözleşmelere ihtiyaç duyduğumuz bir sistemdir.

Kurumsallaşabilmek ne demektir?

Kurumsallaşabilmeyi, “bir sistemin yerleşik, tutarlı, değişen koşullarla uyumlu değişkenlik gösterecek şekilde esnek ve herkesçe bilinen ilkelere göre işlemesi” anlamında algılıyabiliriz. Aile şirketinin kurumsal olup olmadığı gözden geçirildiğinde, sadece kurum değil, aile de (işleyişi ile) ele alınmalıdır. Ailenin kurumsallaşması, ailenin kendi varlığını sürdürmesi ve kurumunun geleceğini sağlamlaştırması için gereklidir. Bu açıdan, kurumsal kimlik sahibi taşıyan ailelerin, bir gün gelip de bir şirket kurduklarında çok daha az sıkıntı çektiklerini görüyoruz. Ailenin gündelik hayatının yürütülmesinde her bir üyenin kesin sorumluluğunu bilmesinin ve yerine getirmesinin, herkesin gelişimi için sağlayacağı avantajlar sayısızdır.

Ailelerin kurumsallaşmasına karşı temel engel nedir?

Aile duyguların egemen olduğu, sınırların kolayca ortadan kalktığı, kural ve sistemlerin uygulanamadığı, belirsizliklerin çokça bulunduğu bir ortamdır. Bu açıdan, aile şirketlerinin, sadece aile değil, aynı zamanda kurum olmaları çok büyük efor gerektirir. Çünkü, rasyonel düşünce sistemine dayalı şirket yapısının benimsenmesi tabiat kanunlarına rağmen, aile olma özelliğini arka planda bırakma pahasına yapılan bir iştir.